Kadir KUNAÇ

1997 yılı ağustos ayında askerlik görevimi ifa etmek için 6.jandarma komando er eğitim alayına teslim oldum,3 ay boyunca öyle bir eğitim verildi ki hayatında bir kuşa sapan taşı atmayan ben özel asayiş timi adında bir timde kendimi mg 3 yardımcısı olarak buldum.

Eğitim tamamlandıktan sonra ilçe jandarma komutanlığı Kocaköy Diyarbakır a tim olarak gönderildik.

O andan itibaren hiç anlamadığımız bir savaşın içinde bulduk kendimizi hayatı boyunca dağ yüzü görmeden dağlarda pusu atmaya başlamıştık üzerimize yağan yağmur kar hiçbir şey bizi bu kutsal görevi yapmaktan alıkoyamadı neler yaşadık sadece Allah ve biz biliriz yaşamayan bilmez.

1998 temmuz ayının 28’i sabahı Diyarbakır’a kademeye arızalı aracı bakıma götürmek ve tayini çıkan komutanımızı götürmek için yola çıktık, benim içinde bulunduğum araç yolda takla attı o gün daha dün gibi hafızamda  tazeleğini yitirmedi o gün Allaha yemin ederim ki vücudumdan yukarı doğru yükselen bedenimi gördüm daha sonrasını hastaneye gidene kadar hatırlamıyorum hastaneye geldiğimde yoğun bakıma almadan evvel yarılan ve kırılan yerlerimi iç kanama var diye uyuşturmadan cayır cayır diktiler böyle bir acı az sayıda kimseye nasip olur herhalde sol bacağımın üstündeki kemikler dışarı çıkmıştı ölümü hiç bu kadar yakın hissetmemiştim ölüm hemen yanı başımdaydı o güne kadar yaşadıklarım bir bir gözümün önünden geçiyordu günahlarım sevaplarım, pişmanlıklarım, sevinçlerim, hüzünlerim o arada sesler vardı kim bilmiyorum ama gata sevk edelim helikopterle  sesleri, acıdan başka hiçbir şey hissetmiyorum, konuşamıyorum konuşabilsem beni memleketime anama gönderin diyeceğim son bir kez göreyim.

Daha sonra 15 gün tedavi gördüm Diyarbakır asker hastanesi 2 ay memleketime gönderdi  evlere şenlik vatanı için gözünü kırpmadan görevini yerine getiren Türkiye cumhuriyetinin güzide birliklerinden olan özel asayiş timinde görev yapan askerini bir ambulansı çok görüp Diyarbakır otobüsünden kardeşimle arka koltuklarının hepsine bilet kestirip memlekete doğru yola çıktık, yolda tuvalet ihtiyacımı bile herkesin gözü önünde pet şişe içine yapıyordum  o gün anladım ki ben askerlik yapmadım, Diyarbakır nere Denizli nere ölümden dönmüş bir askeri bu şekilde memleketine gönderilmesini takdirinize bırakıyorum, yollarda arama yapan jandarma ekiplerinin bile gözleri yaşardı bu duruma kim bilir belki e biz demi böyle olacağız acaba başımıza bir şey gelse devletimiz bize sahip çıkmayacak mı diye düşündüler.

2 ay hava değişiminden sonra 1 ay Denizli asker hastanesinde tedavi gördüm, ardından 3 ay daha hava değişimi verildi 3 ay sonunda Denizli asker hastanesi beni İzmir asker hastanesine sevk etti, koltuk değnekleriyle kardeşimle karlı bir günde İzmir asker hastanesine gittik, şoklar daha bitmiyordu buradaki doktor hiç bakmadan kıtasında tedavisi uygundur şeklinde bana sevk verdi, bende ne yani ben bu halimle Diyarbakıramı gideceğim burada tedavi imkanı yok mu dedim bir şok daha doktor’’o benim sorunum değil’’ şeklinde konuştu, bizde boynu bükük devletimizden biz daha mı iyi bileceğiz elbet vardır bildikleri diye memlekete geri döndük.

Bu ne büyük ızdıraptır  yarabbim elimde koltuk değnekleri bacağımda kapanmayan yaralar, kaynamayan kemikler, kıvrılmayan diz, aileme kimse gelmeyecek ben yalnız gideceğim dedim, psikoloji bu ya onlara bir şey olmasın diye daha 6 ay önce kaza yapmış arabaya binmeye korkan ben yalnız başıma Diyarbakıra doğru yola çıktım. Yolda kimseden yardım isteyemediğim için ihtiyaçlarımı bile gideremedim sonuçta 23 saat yol.

Daha sonra Diyarbakır asker hastanesinde 15 gün tedavi görüp birliğime gönderildim kalan 15 günlük askerliği mide koltuk değnekleriyle tamamladım.

Memlekete döndüğümde artık sakat bir adamdım eski gücüm yok, topallıyorum bacağımın güçsüzlüğünü  hissedebiliyorum  bu esnada bana yaklaşık 5 yıl boyunca ailem baktı, bu arada yetkili kurumlarla çok yazıştım, her defasında Denizli asker hastanesine sevk verdiler onlarda röntgen çekip kemiğin kaynamış deyip arızası ve rahatsızlığı askerlik hizmeti sonucu meydana gelmiştir askerliğe elverişlidir raporu verdiler, oysaki kazadan sonra bacak damarlarımda derin venöz yetmezlik isminde bir hastalık oluştu %20,bacağımda %3 kısalık kalça hareketlerinde kısıtlılık %12 diz hareketlerinde kısıtlılık %10

Devlet hastanesinin verdiği rapor bu yani %100 askere git %60 geri dön ondan sonra sen bana masal anlat yok askerliğe elverişlidir yok paraşütle atlamaz askerliğe elverişlidir diye.

Bacağımın ve kazadan sonra oluşan kalp damar sistemimdeki olumsuzluklar, bacağımdaki kısalık, kalça hareketlerimdeki kısıtlılık, diz kıvırmada kısıtlılık benim çalışabilme yeteneğimi kaybettirdi.

Peki bu sonuca nasıl gelindi kadir niye gazi olamadı, hekim laubalilik yetkili boş vermişliği, hiç bir kurum tarafında karşısına muhatap alınıp konuşulmaması, konuşursan tepeden bakmalar yani devletten bir şey koparmaya çalışan asalak muamelesi, dinlemediler demesin şeklinde tamam haklısın ne yapalım kanunlar böyle gibi boş laflar, aynı kazada ağır yaralanan iki kişiden biri gazi olup ta ikinci bir seneye yakın hastane hastane dolaşıp derdine derman araması ve eski sağlığına kavuşup hayata tekrar tutunamaması  kadar acı ne vardır

Sayın büyüklerim bana verilecek haklar Türkiye Cumhuriyetinin bütçesi nimi sarsacaktır (sitemim i affedin)

İşte böyle benim hikayem bu hikayenin sonunu sizler yazacaksınız ya mutlu sonla bitecek yada bu ayıp devletimizin boynunda asılı kalacak saygılarımla.

Kadir Kunaç

     

 

,

menu
menu